Home Contact Sitemap

türkçe öğretmenleri..

Silgi kullanmadan resim çizme anıtına hayat denir.

Hakkımda


Lost

  • the complete first season(1.sezon)
  • the complete second season(2.sezon)
  • the complete third season(3.sezon)
  • the fourth season (4.sezon)
  • lost karakterleri
  • prison break

  • prison break 1.sezon
  • Arkadaşlarım

    Ruhbilimsel Savaş

    5/3/2008 | Kategori:makale

    En etkin savaşın ruhbilimsel savaş olduğunu hepimiz biliyoruz. Buna "ruhbilimsel" diyorum; Türkçe. "Pisikolojik savaş" demiyorum. [Tarzanca "pisi pisi" falân derseniz, kediler üstünüze atlar. Ayrıca "pisikiyatri" demiyelim; Türkçesi "ruhiyat". Bak ne güzel: İkisine de ayrı düzgün terim. İllâ da "pisi pisi"li Tarzan terimleri kullanmakta ısrar edenlerin üstüne yalnız kediler değil, ruhiyatçılar da atlar haa... "Dedesini İngiliz huliganı zannetmiş; müşteri çıktı" diye düşünerek.]

    Evet, bazı ülkeler, ruhbilimsel savaş taktikleri kullanılarak içinden fethedilmiştir; tek kurşun sıkmadan. İlâveten, "kültür mühendisliği", "toplum mühendisliği" adlarını taktığım yöntemler de var. [Bunlar için Bkz. O.Sinanoğlu, "Bye-Bye Türkçe" ve "Hedef Türkiye" kitapları (OTOPSİ Yayınları, İstanbul, 2000-2002)].



    Matematiksel biçime bile sokulabilecek bu yöntemler neden etkin? Çünkü insanların kafalarını, gönüllerini sömürgeleştirirsen, sonunda fabrikalarını, bankalarını, tarımını, en son da topraklarını alır götürürsün.

    İçerdeki özel işbirlikçiler sana yardımcı olur; geniş bir kesimin de karşı durmalarını sağlayacak melekeleri yıpratılmıştır; "gık" çıkarmayanlar çoğalır.



    Bu yöntemler tarih boyu hep vardı; ama 20. yüzyılda iyice bilimselleştirildi. Birkaç ay önce bir dış ülkede duydum ki, orada bir "Özel Harekât ve Ruhbilimsel Savaş Evrenkenti" kurulmuş. Herkes için değil, o ülkenin bazı ordu mensupları için. Tabii evrenkent (üniversite) olunca, ("Tarzanca dershanesi"nden bahsetmiyorum; sâhici evrenkent), araştırma da ağır basar demektir. Demek ki, zaten yapılmakta olan araştırmalar daha da yoğunlaştırılıyor.



    Ruhbilimsel savaşın en önemli iki aracı eğitim kurumları ve (ayarlı) basın-yayın; bunlara nüfuz edip kullanmak. Önemli oyunlardan biri de sözcük/kelime oyunları.



    Her sözcüğün, o dili kullananların tarihî ve kültürel birikimine bağlı bir çağrışım bulutu var. Bunu "Bye-Bye Türkçe" kitabında anlatmıştık. Hele öyle sözcükler vardır ki, o ülkedekilerde derin duygular uyandırır, onları harekete geçirir: "Vatan", "yurt", "millet" (ya da "ulus"), "Kuvayı milliye" gibi. Ruhbilimsel savaşta böyle sözcükler yıprandırılır, gözden düşürülür, hatta onlara sahte anlamlar yüklenir. Ülkülem (ideoloji) veya inanç ifâde eden kelimelere de bu özellikle yapılır. Türkiye'de son kırk yılda bu yöntem yoğun bir biçimde uygulanmıştır. Her ülkülemin içi boşaltılmış, onu temsil eden kuruluşlar sahtelenmiş, o ülkülemin hakikisini benimseyenler ezilmiş, maskeliler tepelerine oturtulmuştur. [Tabii bu yalnız Türkiye'de yapılmadı. Benzerleri son yetmiş yılda birçok Güney ve Orta ("Lâtin") Amerika ülkesinde görülmüştür].



    Bahis konusu yöntemde yeni sözcükler, terimler, kavramlar da türetilir. Ve bunlar ayarlı basın-yayın yoluyla altı ay gibi kısa bir sürede halkın kafasına âdetâ dağlanmış gibi yerleştiriverilir. ABD, kendi halkı üzerinde de aynı oyunu sürekli sergiler. Tek sözcüğe şartlanmış "kamuoyu" sonra da başka ülkelere ihraç edilir. Bunun dünya çapında yoğun bir örneğini 1991'den itibâren gördük. Hâl-i hazırdaki Haçlı Seferi 11 Eylül 2001'de değil, önce ruhbilimsel savaşla 1991'de başlatıldı: "Kızıl tehlike" yerine "yeşil tehlike", "medeniyetler çatışması", "fundamentalist", ... . Aslında 1947'de türetilen "kızıl tehlike" de aynı cinsten bir kavramdı. Bu "tehlike"nin, ABD silâh sanayii harcamalarını kamuoyuna gerekli göstermek için (ayrıca diğer ülkeleri, içinden bölerek, veya ürküterek, ABD'nin, daha doğrusu "küresel kıraliyetçi"lerin boyunduruğuna sokmak için) en azından abartıldığını 1991'den sonra ABD yetkilileri ve CIA da itiraf ettiler.



    Ruhbilimsel savaşla içinden fethedilmiş ülkelerde ilk yapılacak iş, ilk kurtuluş harekâtı, gönülleri, zihinleri sömürgeleştirilmiş halkın gönüllerini ve zihinlerini kurtarmaktır. Böyle bir kurtuluş savaşı da önce ruhbilimsel savaş silâhlarına karşı aynı cinsten silâhlarla savaşmayı gerektirir. İşte bu yeni kurtuluş savaşı Türkiye'de başlamış bulunuyor. Düşmanın savaşında ülkenin dilini yok etmek çok önemli bir yer tuttuğuna göre, dili yok etmenin başlıca yolunun da eğitim dilini Türkçe yerine Tarzanca yapmak olduğuna göre, bizim kurtuluş savaşımız da, çok yıllar önce, Türkçe eğitim ve bilim dilinin kurtarılması şeklinde başladı. Biliyorduk ki, Türkçe konusunda ülke çapında ulusal hassasiyet yeniden canlandırılırsa, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının, iktisâdının, ulus-devletinin, topraklarının korunması için şart olan ulusal hassasiyet de yeniden canlanır, ve giderek artar. Nitekim öyle de oldu. Şimdi, rehâvete kapılmamak şartıyla herkes sevinmelidir: Kurtuluş için gerekli bilinç ve Atatürk ruhu canlandı ve dalga dalga ve hızla ülkemizin her köşesinde gönüllerden gönüllere yayılmaktadır.



    16 Mart 2002, Kocatepe-Ankara


    Oktay Sinanoğlu

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
      <<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>

    Bu yazıyı arkadaşımda görmeli !

    1. Türkçe Gönüllüleri Ortak Ağ Alanı - Saat 2008-03-05 21:17:37'de/da - 2008-03-05 21:17:37 tarihinde demişki Konu:Türkçe Gönüllüleri Ortak Ağ Alanı' ndan haberiniz var mı?
      "Sesim kuşatma altında yabanıl sözler sarıyor! Bu onurlu direnişe Türkçe bilen aranıyor!&#8220; anlayışıyla yola çıkan yüzbinlerce Türk, dilini içinde bulunduğu çıkmazdan çıkarmanın yollarını arıyor. Bu amaçla, demokratik kitle örgütleri, dernekler, sendikalar, üniversiteler her zeminde konuya işaret etmeye çalışıyor. Çok daha önemli ve etkili olarak da bireysel tepkiler inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Türkçe&#8217; nin önemine vurgu yapmak isteyen herkes, ücretsiz ve kitle iletişim aracı olan genelağı (interneti) yaygın bir şekilde kullanıyor. Arama motorlarında &#8220;Türkçe&#8221;, &#8220;Türk dili&#8221; başlıklarıyla aramalar yapıldığında, Türk dilinin yozlaşmasını konu alan bir çok ağ sayfası karşınızda sıralanıyor.

      Türkçe&#8217; de yaşanan, büyük kitlelerin &#8211;hatta bir ulusun- haklı itirazına neden olan bir yabancılaşma, kirlenme ve yozlaşma nasıl oluyor da durdurulamıyor?

      Çünkü:

      1. Herkes kendince ve kendi kendine konuyu ele alıyor. Sorunlar sıralanıyor, çözümler üretiliyor ve o haliyle bırakılıyor.

      2. Herkes bağımsız hareket ediyor ve birçoğunun birbirinden haberi olmuyor.

      3. Konu, uzman görüşlerinden yararlanılarak da ele alınmıyor. Birçok sav, dayanaksız bir takım fikirlerden öte gidemiyor. Bu da konun önemine ve mücadele edilmesi gerekliliğine olan inancı sarsıyor.

      Bu yüzden, 4 temel başlık üzerinde yoğunlaşmamız gerektiğine inanıyoruz:

      1. Farkındalık: Konunun, derinliğinin ve öneminin, zaten kendi çapında mücadele edenlerce, farkına varılmasını sağlamak. Bunun için, özellikle uzman görüşleri önem kazanmaktadır.

      2. Tanışma: Konuya ilişkin çalışan herkesin, mutlaka birbirinden haberdar olmasını sağlamak. Bilgi ağı oluşturmak.

      3. Birliktelik: Görüş ve öneriler üzerinde uzlaşmak. Üretmek! Üretilmiş görüş ve önerileri, sırf muhalefet hevesiyle reddetmek yerine akılcı ve bilimlik karşı düşünceler öne sürerek tartışmak. Herkesçe veya çoğunlukça kabul görmüş olanları uygulamak.

      4. Bilinçlilik: &#8220;Ben anlattım elli kişiye, bu elli kişi de anlatsın bir başka elliye&#8230;&#8221; mantığı ile bütün toplumun dikkatini bu konuya çekmek.

      Bu başlıklar temelinde, yeniden ve sil baştan mantığı ile değil; yapılmışları birleştirmek, bütünleştirmek ve doğru bir zeminde (Farkındalık!) tartışılabilmesini mümkün kılabilmek hedefiyle bu sayfa hazırlandı.

      Bu sayfa ile gerçekleştirilen, bugüne kadar yapılan bütün çalışmaların genelağ ortamında taranması ve bunların başlıklar halinde yayımlanmasıdır.

      Başlıklar, bu alanda daha önceden çalışma yapmış ve bunu yayımlamış Türkçe-severlerin sayfasına bağlantı vererek sunulacaktır. Böylelikle, tek bir sayfadan bütün Türkçe gönül dostlarına ulaşabilmek imkanı doğacaktır. (Bilgi ağı oluşturmak!) Ancak, bu, önemli olduğu kadar zor bir iştir de! Çünkü, bizim bağlantı vereceğimiz sayfalarda ilgili yazının bulunmasını sağlayabilmek, bizim tasarrufumuzda değildir. Bu nedenle, burada ismi sunulmuş ve sayfasına bağlantı verilmiş Türkçe-sever yayımcıların, ilgili konularda yayımda kalmaları çok önemlidir. Bu konuda, herkesin gereken duyarlılığı göstereceğine yürekten inanıyoruz. (Birliktelik!) İlginize şimdiden teşekkürü bir borç biliriz.


      Türkçe konusundaki çalışmaları iki gurup halinde ele aldık:

      1)Her yönüyle Türkçe

      2)Bilim ve öğretim dili olarak Türkçe


      Türkçe konusunda çalışan ve kendi gayretimizle ulaşabildiğimiz herkese burada yer verdik. Lütfen, burada olmayan ve olması gerektiğine inandığınız sayfalardan da bizleri haberdar edin, onlara da burada yer verelim.


      "El ele, gönül gönüle diyerek çıktık yola, var mısınız bizlerle beraber olmaya?&#8220;

      Her türlü katkınızı önemsediğimizi ve beklediğimizi bilmenizi ister, saygılar sunarız.

      Türkçe Gönüllüleri Ortak Ağ Alanı' ndayım! Siz de katılın, tanıtacınızı sayfamıza koyalım!

      http://tgoaa.blogspot.com