Kategorilerim
Son Yorumlar
- Türkiye Cumhuriyeti' nin Okulları "Skool" mu Olacak?
HEM KAYNAK KOYUYORSUN HEM DE .......
lost
4.sezon
lost izlenemiyor
Y. ERDOĞAN SEWEN DUYGU' DAN YORUMLAR
dokuzun hariciye koğuşı
piyes
piyes için
Bilimin Türkçesi
Son Yazılar
- Bir saat neden 60 dakikadır?
- lost karakterleri dergi kapaklarında
- prison break the complete first sesion
- prison break 1.sezon 22.bolum
- prison break 1.sezon 21.bolum
- prison break 1.sezon 20.bolum
- prison break 1.sezon 19.bolum
- prison break 1.sezon 18.bolum
- prison break 1.sezon 17.bolum
- prison break 1.sezon 16.bolum
- prison break 1.sezon 15.bolum
- prison break 1.sezon - 14.bolum
- prison break 1.sezon 13.bolum
- prison break 1.sezon 12.bolum
- prison break 1.sezon - 11.bolum
- prison break 1.sezon 10.bolum
- prison break 1.sezon 9.bolum
- prison break 1.sezon 8.bolum
- prison break 1.sezon 7.bolum
- prison break 1.sezon 6.bolum
ordan burdan
oralardan buralardan gezilerden felan nevşehirde yamaç paraşütü yapılıormuş
uçun>>>
EVRENDE RİTİM VE BİZ *
29/4/2008 | Kategori:muzik
Evrende her şey, düzenli hareket halindedir. Yani evrenin hareketi ritmiktir. Ritmin durduğu yerde veya bozulduğu yerde yaşam biter. Ritim, Latince’de akış demektir. Hareketin durması, akışın kesilmesi, ritmin durmasıdır.
Evrenin sürekliliği, hareketin ritmik yinelenmesine bağlıdır. Ritim, hareketin sayılarla anlatımıdır, bir sayı dilidir. Diğer bir tanımla, evrendeki her hareket sayılarla açıklanabilir. Güneşin hareketi, dünyanın hareketi, mevsimlerin tekrarı, gece gündüz, gibi.
Güneşin dairesel ritmik hareketi ana ritimdir ve biz, bu ana ritme bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi ritim yumağının içerisinde yaşamaktayız. Biz, bu ritimler yumağına bağımlı olarak dünyaya geldik. Evrendeki bu ritmin devamını kendi bedenimizde ve algılama yapımızda görmekteyiz.
Evrendeki hareketin tutarlılığı insanda güven duygusu yaratır. Örneğin, güneş her gün doğar, tutarlı ve kararlı hareket eder. Onun bir gün doğmayacağını düşünmeyiz, ona güveniriz. Güneşin her gün aynı yerden, aynı saatte doğacağı üzerine sayılarla ifade edebileceğimiz planlar yaparız. Bu plan güneşin ritmik hareketinden kaynaklanan güven duygusu üzerine kurulmuştur.
Güneş eğer bir gün doğmazsa tüm yaşam biçimlerimiz alt üst olur. Ya da her gün bir başka saatte doğsa, onu anlamakta zorluk çekeriz, algılayamayız, matematiksel olarak durumu açıklayamayız. Hareketin ritmik olmaması onunla ilgili varsayımlar yapmaya engeldir. Hayatımıza şekil veren şey evrendeki ritmik hareket ve onun tutarlılığıdır.
Biz, ritmik olmayan şeyleri dışlarız, tutarlılık ararız. Sözünün eri olmak, nerede hangi davranışı göstereceği başkaları tarafından bilinir olmak, arkadaşı tarafından anlaşılır olmak, planlı olmak gibi. Bu davranışların ritmik, yani tekrarlanan özellikte olmasıdır kişiyi tutarlı insan yapan.
Tutarlı hareket eden insana güvenilir. Dostluğun, arkadaşlığın biricik kuralı güvenilir olmaktır. Güneşin ertesi gün yeniden doğacağına olan güven, güneşin ritmik hareketinin tutarlılığına olan güvendir. Arkadaşına güvenmek, onun hareketlerindeki ritmik tekrara olan güvendir. Her gün işe zamanında gelen insana güvenmek gibi.
Evrendeki hareketin bir ritmik düzen içerisinde olduğunu kitaplar yazmasa da bunu günlük yaşantımızda algılarız. Gece ve gündüzün sürekliliğini düşünelim; gece uyur, gündüz uyanır, işlerimizi yaparız. Biyoritim denilen bedenimizin iç ritmi buna ayarlanmıştır. Uyku düzenimiz bozulduğunda buna bağlı diğer ritimler de bozulur; adımlarımız dengesizleşir, kaslarımızı toparlayamayız, dengesiz duruşlar alırız vb.
İki ayağının üzerinde dik durabilmek dengeli ve güvenilir insan duygusu yaratır. Çünkü o duruşta gerçekten bedenin ritmik düzene geçtiğini görürüz. Denge dediğimiz, şey, omurların ve diğer eklemlerin ritmik dizilişinde bir bozukluğa neden olmayacak şekilde duruşu göstermesidir. Bu duruşun doğal olarak insana verdiği duygu güven duygusudur. Dengeli olmak, güvenilir olmak, tutarlı olmak; bunlar hep birbiriyle örtüşen kavramlardır.
Ağaçları yok ederek sel felaketine neden oluruz. Doğanın dengesini, yani ritmini bozduğumuzun acısını yaşatır bize. Bir dere düzenli akışını bozup taşkınlık yaptığında veya kuruduğunda çevresindeki hayatı tehlikeye sokar. Oysa onun düzenli akışına güvenerek insanlar onun etrafında kendilerine yaşam kurmuşlardır.
Kalp atışlarımızda ritim bozukluğu görüldüğü zaman tehlike var demektir. Hayatımızdaki tüm diğer ritimler de onunla birlikte bozulur, işe gidemez, sokağa çıkamaz, yataktan kalkamaz, yemek yapamaz oluruz, vb. Kalbimizin ritmini düzene sokması için doktora gideriz, ona güveniriz. Doktor insana güven verir. Çünkü o, yaşamımızdaki ritmi bozan öğeleri ortadan kaldırır ve bizi normal ritmimize döndürür.
Doğada var olan bir ritmin bozulması, diğer ritimlerin bozulmasını beraberinde getirir. Çünkü doğada her şey bir diğerine bağımlıdır. Doğada sınırsız özgürlük yoktur, karşılıklı bağımlılık vardır. Bu yüzden, doğa, kendi ritmini yok edeni yok eder. Hatta, buradan yola çıkarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki biz insanlar için de sınırsız özgürlük yoktur, karşılıklı bağımlılık vardır.
Doğada birbirinin yaratıcısı olan veya birbirinin tamamlayıcısı olan ritimlerin beraberliğindeki uyum, ahenktir, estetiktir. Doğa ile baş başa kaldığımızda hissettiğimiz bu olağanüstü ritmik uyumdur bize huzur veren, “Ne kadar güzel” dedirten. Bu ahenk, bu estetik bütünlük, bu denge, bu ritmik uyumdur içimize aldığımız ve bize güven veren, kendimizi dinlenmiş hissettiren, yaşama gücü veren. Doğayla baş başa kaldığımızda, “Yaşam mükemmel ahenk içinde sürüyor, bak, görüyorsun, rahat ol, ona güven” gizli mesajını alırız, mutlu oluruz.
Evrende, birbirine bağlı iç içe geçmiş ritimlerin holistik yapısı biyolojik olarak insan bedeninde aynen karşımıza çıkar. Bu ritmin insanda dışa vurmuş şekli dans olarak karşımıza çıkar. Dans, insan bedenine çok yakışan estetik bir durumdur. Dansın bir müzikle yapılması, ritmin bedenle buluştuğu estetik mükemmelliği sergiler.
Müziğe gelince; müzikteki ritim ve ezgi doğayla bire bir örtüşen güçlü duyguları bize verir; tutarlılık, güven, denge, estetik, uyum. Müzikle uğraşmak veya müzik dinlemek bunun için dinlendiricidir.
Bir dere ritmik akar, kenarındaki ağacı ritmik besler, ağacın dalları, yaprakların dizilişi, çiçekleri ritmiktir. Derenin varlığı diğer ritimleri yaratmıştır. Ana ritmi burada dere oluşturur. Dere kurursa ona bağlı diğer ritimler de yok olur. Dereyi ve ağacı resimle anlatır, resmi evimize asarız; doğadaki estetik uyumu evimize taşırız. Ona bakarken hissettiğimiz, ondan aldığımız estetik doyum içerdiği ritimlerin uyumundan gelir.
“Yaratıcılık, doğadaki ritmi sezmekle başlar” der sanat eğitimcileri. Bütün sanatların kökünde doğa vardır. Doğadaki ritmi resimle anlatırsak resim sanatı, müzikle anlatırsak müzik sanatı, bedenimizle anlatırsak dans sanatı, sözcüklerle anlatırsak şiir sanatı olur. Bu ritmi sayılarla anlatırsak matematik olur. Fen bilimlerinde yeni bir buluştan söz ediliyorsa, bu, gerçekte doğada var olan ama daha önce açığa çıkarılmamış olan bir ritimden söz ediliyor demektir.
Bir insanın ritim duygusunun eğitim yoluyla geliştirilmesi, onun doğa ile uyumunu desteklemek ve güçlendirmek demektir. Bu nedenle, ritim eğitimi insanın temel gereksinimleri arasında kabul edilmelidir. Sanat eğitimi bu ihtiyacı doğrudan karşılayan bir araçtır. Temel eğitim kurumlarında ritim eğitimi verilmesi bu nedenle gereklidir.
Bu arada, ritmi en anlaşılır biçimde öğreten ders müzik dersidir. Ancak, müzik derslerinde ritmi evrenin geçerli tek kuralı olarak öğretiyor muyuz? Ne yazık ki hayır.
Bilinmelidir ki ritim, sadece müziğin konusu değildir. Ya da, müzik dersi sadece müziğe değil, tüm alanlara hizmet eder. Öyleyse, müzik dersi ana sınıfından itibaren zorunlu ders olmalıdır.
*Cumhuriyet Bilim Teknik
17 Ocak 2004, Sayı: 878
Temmuz 2004
PSİKOLOJİDE MÜZİĞİN KULLANILMASI:
29/4/2008 | Kategori:muzik
Sinem Gökçe - PsikoloPS
İKOLOJİDE MÜZİĞİN KULLANILMASI: ÖRNEK BİR ÇALIŞMASinem Gökçe - Psikolog
Müzik, insanl
ık tarihi kadar “eski”, kimsenin bir başkasına anlatamayacağıkadar “bireysel ve öznel”, dünyan
ın her yerindeki tüm insanları kapsayacak kadar“genel ve evrensel”, yeni ve farkl
ı çağrışımları taşıyabilmesi ile “her an yeni” birolu
şumdur (Başar ve Başar, 1997). Platon’un da belirttiği gibi “müzik, ruhune
ğiticisidir”.
Psikolojik sağaltımda diğer sanat alanlarının kullanılışı gibi müzik de sürece
dahil edilebilen ve katkı sağlayan bir “araç” niteliğindedir. Müzik, tek başına terapötik
bir etki sağlayabileceği gibi, kimi zaman uyarıp coşturarak kimi zaman gevşetip
sakinleştirerek kimi zaman da katarsis nitelikli boşalımı sağlayarak psikofizyolojik
değişimleri sağlayabilir.
Müzik-terapi, ruhsal veya bedensel sorunları olan çocukların ve yetişkinlerin
psikiyatrik sorunlarını belirlemede ve bunlara bir çözüm getirmede yol gösteren bir
iletişim yöntemidir (Altınölçek,2003). Kendimizle iletişim kurma ise başkalarıyla ve dış
dünyayla ileti
şimin kapılarını açar.Müzik-terapi yüzy
ıllar boyunca hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Bukonudaki en eski bilgi M.Ö. 585-500 y
ıllarında yaşayan Yunan filozof vematematikçisi Pythagoras’
ın umutsuzluğa düşen ya da çabuk öfkelenen hastaların,belirli melodilerle tedavi edilebilece
ğine ilişkin yaptığı çalışmalardır. Hipocrates,ilahilerin tedavi edici niteli
ği olduğunu belirtmiştir. Galien, müziğin akrep ve böceksokmalar
ına karşı bir panzehir olduğunu, Lucain de kanamaların şarkılarladurdurulabilece
ğini ileri sürmüşlerdir. Özellikle Bergama’da bulunan Asklepion’daAsklepios, Hygelia ve di
ğer hekimlerin müziği kullanarak son derece etkin tedavileryapt
ıklarına dair bilgiler vardır.www.muzikegitimcileri.net
3
Sufi felsefesi aç
ısından ele alındığında, iç arınmayı sağlamada ve Tanrı’yaula
şmada müziğin ve raksın önemli bir etkisi vardır. Ayrıca Evliya Çelebi’nin belirttiğive günümüzde yap
ılan çalışmalarda da belirtildiği üzere Türk Sanat Müziği’nin hermakam
ı farklı duyguları ortaya koymaktadır. Örneğin: Rast Makamı neşe ve huzur,Rehavi Makam
ı sonsuzluk duygusu, Segah Makamı rahatlık ve cesaret vermektedir.Müzik-terapinin etkili
ğine ilişkin yapılan çalışmalarda insanların EEG’leriincelenmi
ştir. Üzüntü, endişe, mutluluk ve korku gibi duygular EEG’de farklıdalgalanmalar yarat
ır. Değişik müzik türlerini dinleyen insanların EEG’lerinde dedalgalanmalar
ın farklı olduğu görülmüştür.Terapötik müzik endorfin salg
ısını ve olumlu duyguları artırıp, korkuyu vekayg
ıyı azaltır, kalp ritmini düzenler, kan basıncını düşürür, terlemeyi azaltır, kaslarıgev
şetir, nefesi dengeler, bağışık sistemini güçlendirir, hiperaktiviteyi sakinleştirir.Müzik, hareket reflekslerimizi uyararak uyumlu hareket etmemizi sa
ğlar.Müzik-terapisinde, müzik, ses ve ritim e
şliğinde beden ve duygularınba
ğlantısına yönelik egzersizler yapılmaktadır.Dünyada hem ruhsal hem de fizyolojik rahats
ızlıkların tedavisinde bir araçolarak müzik-terapinin önemi uzun y
ıllardır kabul görmektedir. Ülkemizde ise müzikterapininönemi son y
ıllarda tekrar keşfedilmiştir. Bunun en önemli örneği, 17A
ğustos 1999 - Marmara Depremi ve 12 Kasım 1999 – Düzce Depremi sonrasındaçocuklara yönelik olarak yap
ılan çalışmalardır. UNICEF ve Milli Eğitim Bakanlığı’nınortak olarak projelendirdi
ği bu çalışmaların en önemli kısmı “Sınıf TemelliMüdahale”dir. S
ınıf temelli müdahale çalışmaları “müzik-dans, resim, drama ve oyun”etkinliklerinin uygun, a
şamalı planlamasıyla oluşturulmuş 15 oturumluk birprogramd
ır. Her oturumda, “müzik-dans”, açılış ve kapanış olarak önemli bir bölümüolu
şturmuştur.Sadece deprem gibi do
ğal afetlerden sonra değil; taciz,istismar (fiziksel,duygusal veya cinsel), trafik kazalar
ı, sevilen birinin kaybı vb. travmatik olaylardansonra bireylerin gösterdikleri tepkiler genel olarak
“travma sonrası stres tepkileri”olarak isimlendirilir. Travmatik olaylardan sonra özellikle çocuklar, kendilerine,
yak
ınlarına ve dünyaya ilişkin güven duygularını ve hayatlarını kontrol edebilecekleriduygusunu kaybederler.
İletişim kurmakta, duygularını ifade temekte zorlanabilirler,duygusal kültlük ya
şayabilirler. Fiziksel anlamda ellerine, kollarına hakimolamayabilirler, vücutlar
ındaki hormonal denge bozulabilir. Zaman zaman kalpat
ışları çok hızlı hale gelebilir.Çocuklar
ın kendilerini ifade etme yolları içinde en fazla kullandıkları vücuthareketleridir (travmaya u
ğrayan çocuklarda bu bazen tek yoldur). Hareketlerarac
ılığıyla kurulan iletişim sayesinde,kelimelerle anlatılamayan bir yaşantı ifadeedilebilir hale gelir. Kendi ya
şıtlarıyla yapılan müdahaleyleçocuklara; kendilerine ihanet etmi
ş çevreye karşı güven duymaya başlamalarına,yaln
ızlık duygularının azalmasına, otokontrollerini ve dayanıklıklarını geliştirmelerineyard
ımcı olunabilir.1999’da ya
şanılan depremlerden sonra uyguladığımız STM programıyladeprem bölgesinde binlerce çocu
ğa ulaşıldı. Bu programın belki de belkemiğiniwww.muzikegitimcileri.net
4
olu
şturan “müzik ve dans” bölümünün yapısındaki temel noktalar: uygun müzik,uygun hareket ve ritmik düzenlemeydi.
Müzik önceden de belirtildi
ği gibi, rahatlatarak, güçlendirerek umut ve güvenduygusunun geli
şmesinde terapötik ortamı şekillendirebilir. Uygun müzik, grupçal
ışmalarında ortaya çıkan acı veren malzemeyle yüzleşen katılımcıların(ö
ğrencilerin) kendilerini daha az tedirgin ve daha dayanıklı hissetmelerine yardımcıolur. Ayr
ıca çalışmayı yürüten grup liderlerinin ve katılımcıların sakinleşmesini desa
ğlar.Ritim, tüm canl
ılarda evrensel bir yaşam formu olarak ortaya çıkar. Çünkü tümcanl
ılar, kendi iç yapılarında belirli yaşamsal işlevlerini döngüsel bir ritim içindegerçekle
ştirirler. Vücudumuzun işleyişi, günlük yaşamımız ve hatta tüm yaşamımızınkendi içinde bir ritmi vard
ır. Ritim ve hareketin, iyileştirmeyi hızlandırma ve değişiketkilerin desteklenmesi konular
ında kişileri ve grupları organize etme kapasitesininoldu
ğu varsayılmaktadır. Hareket ve müzik terapisinde sözel olmayan iletişim, vücuthareketlerinin çocuklar
ın kendini ifade etme ve iletişim kurmada kullandıkları doğalbir yol olmas
ı nedeniyle, travmaya uğramış çocuklar için etkilidir. Tutarlı ritmikhareketlerin kullan
ımı, travmaya uğramış çocukların, kendisine ihanet etmiş olançevreye kar
şı güven duygusunu kazanmasına yardımcı olabilir. (Çevre kelimesifiziksel, sosyal ve psikolojik kavramlar
ını kapsayacak biçimde kullanılmaktadır.)İş
levsel olarak davranışın tüm yönleri birbirini etkiler (fiziksel, kavramsal vepsikososyal). Tedavide ritim ve hareket kullan
ılırken davranışın bu farklı yönleriaras
ındaki ilişkinin olumlu uygulamaları bulunmaktadır. Katılımcılar sadece kendileriniçevreleyen dünya hakk
ında olumlu bir duygu kazanmakla kalmayıp aynı zamanda“Ümit/Umut” olarak adland
ırılan daha olumlu bir deneyim geliştirirler. Müzik vehareketin katalizör olarak kullan
ılmasıyla çocuk, özgürlük ve disiplin arasında dengekurmaya çal
ışırken şekillerin ve ilişkilerin algılanmasının önemini yaşar.Sembol ve gerçe
ğin eş zamanlı algılanması, bireyin kendisini daha büyük birgerçe
ğin parçası olarak yaşamasına ve kendi benliğinin de bir bütünlüğe ulaştığınıhissetmesine yol açar. Bu daha büyük gerçek ise, tutarl
ı ve kendini tekrarlayanhareket
şekillerinin kullanımıyla güvenilir olarak hissedilebilir. Travma sonrasımüdahalelerde bu nedenle müzi
ğin ve hareketlerin kullanılması gerekir.Müzik-terapilerde uygun müzi
ğin kullanımı, üzerinde durulacak temayla yanivurguyla ba
ğlantılıdır. Ağırlıklı olarak kullanılacak olan vurgu, ritmi, hareketi, içe almave döngü fikrini destekleyecektir. Bu genellikle 3/4 ya da 6/8 ritmi olmal
ıdır. Özellikleklasik müzik,
şarkılar, uygun yerel ezgiler ve çocuk şarkıları, çocuklarla travmasonras
ında çalışırken etkilidir.1999 Marmara ve Düzce depremlerinden sonra yapt
ığımız çalışmalardamüzikler güçlendirme, umut, aya
ğı yere basma (tutarlılık) bütünlenmişlik,tamamlanm
ışlık ve neşe temaları çerçevesinde seçilmiştir. Hareketler de paralelolarak belirlenmi
ştir. Başlangıç aşamasında yerde yüzüstü uzanılarak baş, kollar,gövde, dizler ayaklar olarak a
şama aşama ayağa kalkılmıştır. Burada hareketlerdetekrarlar
ın ve yavaşlığın olması süreç içinde kaybedilen güven, kontrol ve yaşamsalritim duygular
ının tekrar kazanımını sağlamaktır.www.muzikegitimcileri.net
5
Uygulamalarda kullan
ılan müzikler ise şöyledir:1-Saint Saens “Aquarium”
2-Beethoven Piyano Sonat
ı No.33 Andante3-Over the River
4-Kelt Ninnisi
5-Schubert - Lullaby Waltz
6-Afrika Davulu “Ma Belle Sinkwanee”
7-Beethoven “Pathetique” Op 13 No.8
8-Bach Viyolonsel Süitleri
9-Yo Yo Ma “Appalachian Waltz”
10-Beethoven Bagatelle No 3, 4
11-Daha Dün Annemizin Kollar
ında Yaşarken12-Akdeniz Çocuklar
ı13-Dostluk
14-Ey bülbül
15-Da
ğlar16-Küçük Ay
şe ile Küçük Asker17-Selvi Boylum Al Yazmal
ım18-Dila Hatun
19-Ankara Havas
ı20-Gözlerin
Özellikle “Gözlerin”
şarkısının enstrumantal formunun oturumlarınkapan
ışlarında kullanılması gerek duygusal gerekse hareketler anlamında yoğungeçen uygulaman
ın ardından sakinleşimeyi, rahatlamayı, bütünleşmeyi sağlamaktason derece uygun bir müzik oldu
ğu görülmüştür.15 oturum olarak uygulanan müdahale program
ı açılış dansıyla başlamış,ard
ından resim, oyun ve drama çalışmalarıyla devam etmiş ve kapanış dansıylasonlanm
ıştır. Hareketler müzik eşliğinde yapılırken çalışmayı yönetenler müziğinritmiyle uyumlu olarak,
şiirsel bir tonda hareketlerin yönergelerini vermişlerdir.Özellikle müzik de
ğişimlerinde uygulayıcılar bir sonraki müziğin ritmini hazırlayıcıbiçimde geçi
ş yönergelerini vermişlerdir. Müziğin ritmi, hareketler ve yönergeleraras
ında ritmik uyuşma ile tonlamanın sağlanması dikkatli bir ön hazırlıkgerektirmi
ştir. Çünkü bunlarınsa
ğlanamaması çocuklarınsars
ılmış olan güven ve kontrolduygular
ının daha çoksars
ılmasına yol açacaktır.Uygulamalar
ın etkililiğiüzerine yap
ılan araştırmasonuçlar
ına göre çocuklarıntepkilerinde belirgin biçimde
düzelme oldu
ğu bulunmuştur.Ayr
ıca çocukların en sevdiklerive kendilerini en rahat ve
mutlu hissettikleri etkinlikler
olarak da aç
ılış ve kapanışdanslar
ı ilk sıraları almıştır.

